Bilişim Hukuku Avukatı
Bilişim hukuku avukatı, bilişim hukuku, e-ticaret hukuku ve bilişim suçları alanında faaliyet gösteren avukattır. Zaman içerisinde gelişen internet ve bilişim teknolojileri, bu alanda yeni hukuki düzenlemelere ve yasalara ihtiyaç doğurmuştur.
Bilişim hukuku alanında avukatlık yapılması için sadece hukuki anlamda yeterliliğin yanısıra bilişim ve internet teknolojileri hakkında da yeterliliğe sahip olmayı gerektirir. Uluç Hukuk ve Danışmanlık olarak alanında son derece tecrübeli avukat ve bilişim uzmanları ile çalışmalarımızı yürütmekteyiz.
Bilişim Hukuku Avukatını Diğer Avukatlardan Ayıran Özellikleri Nelerdir?

Bilişim hukuku avukatı, alanı gereği diğer hukuksal alanlarda faaliyet gösteren avukatlara nazaran bilişim ve internet teknoloji konularında daha ilgili ve bilgili olması gerekir. Dava süreci gereği teknik konulara hakim olmalı ve gerekli prosedürleri yakından takip ediyor olmalıdır.
Bu yeterlilik dava sürecinde müvekkili ile olan iletişimini daha etkili kılacaktır. Ayrıca bilişim hukuku alanında görülen davalarda deliller genellikle dijital ortamlarda olacağı için, bu verilere rahatlıkla ulaşabilecek yeterliliğe sahip olmalıdır. Bu özellik de dava sonucuna etki edecek en önemli husustur.
Bilişim Suçları
Gün geçtikçe hayatımıza daha fazla girmeye başlayan teknoloji ve internet amacı dışında kullanıldığı zaman bir suç mecrası haline dönüşebilmektedir. Örneğin günümüzde kişisel yazışmalar, alışverişler, banka işlemleri ve bunun gibi birçok işlem internet üzerinden yapılabilmektedir. Bu işlemlerin internet üzerinden hukuki çerçeveler içerisinde ilerlememesi durumunda bilişim suçları ortaya çıkabilmektedir.
Bu durumun oluşmasına genellikle sisteme müdahale eden üçüncü şahıslar neden olabilir. Bu kişiler bilişim suçlusu olarak, bu durum karşısında mağdur olan kişi ise mağdur sıfatı ile hakim karşısına çıkabilir. Her iki tarafında hukuk karşısında haklarını etkin bir şekilde savunma görevi ise bilişim hukuku avukatlarınındır.
E-Ticaret Hukuku
Ülkemizde gerçekleşen alışverişlerin %10'u internet üzerinden gerçekleşmektedir. Bu oranın ilerleyen günlerde de artması beklenmedir. Aynı oranda anlaşmalıkları da beraberinde getirmektedir. Bu anlaşmazlıkları çözmek ve İnternet üzerinden ticaret yapan kurumun yahut alışveriş yapan şahısların haklarını korumak için e-ticaret hukuku devreye alınmıştır.
E-ticaret hukuku, her ne kadar bilişim hukuku alanında gibi gözükse de ayrı bir uzmanlık istemektedir.
Çünkü hukuki ve bilgi teknolojileri alanında yeterliliğin yanısıra ticaret hukuku hakkında da bilgi sahibi olmak gerekir. Bu durum e-ticaret hukuku alanındaki davalarda uzman bir bilişim hukuku avukatını gerekli kılmaktadır.
Sosyal Medya Hesaplarının Hukuka Aykırılığı TCK 135-243
Günümüzde internetin girmediği neredeyse hiçbir alan kalmamasından dolayı internet/sosyal medya hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Sosyal medyayı kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat edilmediği takdirde kişilerin hukuki ve cezai sorumluluğu doğmaktadır. Bilişim kaynaklı ortaya çıkan suçlar, genel olarak internetin sağlamış olduğu kolaylıklardan ve görünüşe olan güvenden ortaya çıkmaktadır. Kişiler internette gördüğü her şeye inanmamalı ve cezai veya hukuki sorumluluk doğuracak işlemler yapmadan önce iyi bir araştırma yapmalıdır. Sosyal medya hesaplarının hukuka aykırı kullanılması suçu da iyi bir araştırma yapılmadığı takdirde meydana gelmektedir. Mağduriyet yaratarak hak kaybı yaşanmasına sebep olmaktadır. Sosyal medya hesaplarının hukuka aykırı kullanılması; birden çok suça sebebiyet verebilir bunlar:
1- Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, verilmesi veya ele geçirilmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136. Maddelerince güvence altına alınan kişisel veriler ile ilgili düzenlemelerin, sosyal medya hesaplarında izinsiz şekilde kullanılması korunan hakların ihlali anlamına gelmektedir. Bir başkasına ait ses ve görüntünün kaydedilerek o kişiymiş gibi kullanılması da bu suç kapsamına girmektedir. Yukarıdaki madde gerekçelerinde de "Söz konusu suç tanımında kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kağıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayrım gözetilmemiştir." denilerek suçun oluştuğu belirtilmiştir. TCK 136 için mağdurun rızası açısından iki farklı görüş vardır bu görüşler:
a- Mağdurun ayrı olarak rızasının bulunmasının gerektiğidir: Doktrindeki bu görüşe göre kişinin kendisine ait verileri herkese ait bir ortamda paylaşması bu verinin 3. Kişiler tarafından ekstra bir izin almadan kullanılamayacağını, bu verilerin diğer 3.kişilerle paylaşılabileceğine dair bir rıza doğurmadığını savunmaktadır.
b- Mağdurun ayrı olarak rızasının bulunmasının gerekmediği görüşü ise; kişinin herkese açık platformlarda verisini paylaşmasının zaten mahremiyeti kendisi kaldırdığından bu duruma razı olduğu karinesine dayanmasından ortaya çıkmaktadır.
2- Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemleri kullanılması suretiyle işlenmesi
Dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinin düzenlendiği; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesince, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemleriyle işlenmesi halinde ceza miktarında artış olacağı düzenlenmiştir. Kanun maddesinde geçen ‘’bilişim sistemleri’’ ibaresi geniş olarak yorumlanmalı ve sahte sosyal medya hesaplarını da kapsadığı bilinmelidir. Bu nedenle; sosyal medyada da sahte hesap oluşturup karşı tarafın; bu hesaba olan güveninden yararlanarak aldatılması bilişim sistemleriyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi anlamına gelmektedir.
3- Oluşturulan sahte hesaplar üzerinden hakaret suçunun oluşturulması
İnternet üzerinden bir başkasına ait görüntü, ses ve verilerin kullanılarak bu kişilere hakaret edilmesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesi gereği hakaret suçunu oluşturmaktadır.
Bu suçlardan mağdur olan kimseler olaya ait ekran görüntülerini, kendisine saldırıda bulunan/ hakkını ihlal eden hesapların bağlantısını muhafaza etmelidir. Daha sonrası için savcılığa şikayette bulunmalı veyahut hukuki süreci daha iyi yönetebilmek adına avukata danışarak hukuki danışmanlık almalıdır.
Operatör veya Sosyal Medya Üzerinden Gelen Bağlantılardan Doğabilecek Zararlar
Sosyal medya ve internet kullanımının artmasıyla beraber kişilere, verilere ve bilgiye ulaşım kolaylaşmıştır. Bu artış ve erişimin kolaylaşmasının iyi yönleri olduğu gibi kötü yönleri de mevcuttur. Bunların başında dolandırıcılık faaliyetleri gelmektedir. İnternet ortamında; talep edilmesi doğrultusunda, kişisel verilerimizi birçok yere kaydetmekteyiz. Bu veriler kötü niyetli 3.kişilerin eline geçmesi durumlarında, kişilerin verilerine erişen dolandırıcılar sahte hesaplar veyahut irtibat numaraları üzerinden iletişim kurup hukuka aykırı elde ettiği verilerle oluşturduğu güven sonucunda kişileri dolandırmaya çalışmaktadır. Öncelikle kişiler verilerini girdiği sistemleri kontrol etmeli; güven vermeyen, bilgilerini işlemeyeceğini taahhüt etmeyen sistemlere bilgilerini kaydetmemelidir. Kimi zaman da kişiler dikkat etse dahi veriler çalınmakta bunun sonucunda dolandırıcılar kişilere rahatça ulaşmaktadır.
Tüm bu durumlarda dikkat edilmesi gereken husus; kişiler her zaman dolandırıcılık tehdidi altında olduğunu bilmeli ve tanımadığı kişilerden gelen bağlantıları içeriği ne olursa olsun açmamalıdır. Banka, GSM operatörleri hatta devlet kurumlarından gelen bağlantılar dahi açılmamalı ve öncelikle gönderen kurumun resmi irtibat numarası üzerinden iletişim kurulup gelen bağlantının kurum tarafından gönderilip gönderilmediği ve içeriği sorgulanmalıdır. Sorgulanamayan durumlarda, hak kaybı yaşanmaması adına bağlantılara itibar edilmemelidir.
İnternet ortamında ise sahte ve çalıntı hesap hususu her zaman göz önünde bulundurulmalı güvendiği kişilerden gelmiş gibi görünse dahi gönderen kişiyle iletişim kurulmadan bağlantılar açılmamalıdır. AKSİ HALDE; dolandırıcılar tarafından gönderilen bağlantılar her ne kadar masum ve güvenilir olarak dursa da amaç kişileri aldatmak olduğundan kişilerin inanabileceği şekilde düzenlenmektedir. Kişiler de ‘’zaten bildiğini’’ düşündüğü bu sitelere kart bilgileri dahil kendisine ait tüm kişisel bilgileri girmektedir. Sonucunda da dolandırıcılar bu bilgileri kullanarak kişiyi dolandırmakta ve bilgilerini işlemektedir.
Bu sistem üzerinden yapılan dolandırıcılık işlemleri, TCK 158 kapsamında düzenlenmiştir. Dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinin düzenlediği işbu maddede "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle," denilerek suçun nitelikli hali tanımlanmış ve sonucunda cezai arttırım yapılacağı düzenlenmiştir.
Bu suçlardan mağdur olan kimseler gelen mesajların ekran görüntülerini ve iletişim kurulan kanal ile ilgili bilgileri muhafaza etmelidir. Daha sonrası için savcılığa şikayette bulunmalı, ivedilikle bankayla iletişime geçilerek durum hakkında bilgi verilmelidir. (İşlemin askıya alınması veya karşı tarafa ödemenin geçmesinin önlemek maksadıyla) veyahut hukuki süreci daha iyi yönetebilmek adına avukata danışarak hukuki danışmanlık almalıdır.
Banka Hesaplarının Kiralanması veya Kullandırılması ile ilgili Hukuki ve Cezai Sorumluluk
Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biri bilişim sistemleri ve banka hesaplarının kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi olup sonucunda büyük hukuki ve cezai sorumluk gündeme gelmektedir. Oldukça yaygın görülen bu dolandırıcılık yöntemi Türk Ceza Kanunu m. 158/1-f uyarınca dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Özellikle kolay yoldan gelir elde etme amacıyla kiralanan veya sosyal ilişkiler temeline dayanan güven duygusuyla yakınların kullanımına imkan tanınan banka hesapları üzerinden suç unsuru para akışı olabileceği gerçeği unutulmamalıdır.
Banka hesapları ve kartların kiralanması veya kullandırılması ile kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu gerçekleştirilerek yapılan işlemlerden bilgisi dahi olmayan hesap sahiplerinin de işlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak kapsamında sorumlu tutulacağı ve "bilgim yoktu" gibi savunmaların da çoğu zaman kabul görmeyeceği kaçınılmaz olacaktır.
Güven ilişkisine dayalı olarak banka hesaplarının veya kartların kullanımının üçüncü kişilere bırakılması halinde banka yükümlüleri veya görevlilerine derhal bildirimde bulunulması gerekmektedir. Aksi takdirde kötü niyetli kişiler tarafından kullanılan banka hesaplarında yapılan işlemler banka görevlileri tarafınca tespit edildiğinde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m.15 uyarınca şüpheli işlem olarak MASAK' a bildirilip suç gelirinin aklanması suçu kapsamında hesap sahiplerini mağdur edecek sonuçlar doğuracaktır.
Ayrıca banka hesaplarında bilgi ve rıza dışında gerçekleştirilen şüpheli işlemlerin tespit edilmesi halinde olası dolandırıcılık ve suça iştirak mağduriyetlerinin yaşanmaması adına derhal ilgili bankaya kayıp/çalıntı bildirimi yapılarak tarafımızla iletişime geçip uzman desteği alınması gerektiği
önerilmektedir.
Yapay Zeka ile İşlenebilecek Suçlar
Son dönemde teknolojinin gelişmesiyle birlikte “deepfake” olarak adlandırılan yapay zeka tabanlı verilerin, üretilmesi sonucu suç işleme aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Deepfake dolandırıcılık yöntemi ile bir kişinin sesi veya görüntüsü bireyler tarafından ayırt edilemeyecek şekilde taklit edilip bu suretle bireyler yanıltılarak maddi menfaat temin edilmeye çalışılmaktadır. Deepfake dolandırıcılık yöntemiyle gerçekleştirilen eylemlerde, mağdurların çoğunlukla tanıdıkları kişilerle iletişim kurdukları düşüncesine kapıldıkları görülmektedir. Özellikle tanınmış, saygın ve güven verici kişilerin kişisel verileri kullanılmak suretiyle bireylerde güven duygusu oluşturularak acil para transferi, maddi yardım gibi taleplerde bulunmaktadır.
Ayrıca bireylere ait görüntü, ses vb. Kişisel verilerin deepfake yöntemiyle müstehcen video ve fotoğraf haline dönüştürülmesi durumu da söz konusudur. Bu tür durumlar mevcut mevzuat çerçevesinde bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçları kapsamında değerlendirilmekte olup, failler hakkında cezai sorumluluk gündeme gelmektedir.
Bir diğer dolandırıcılık yöntemi ise güvenilir kurumların isimleri kullanılarak görüşme esnasında kullanılan "evet" veya "onaylıyorum" gibi rıza içerikli sözcüklerin yine yapay zeka kullanılarak kişilerin bilgisi ve rızası dışında onaylıyormuş izlenimi vermek amacıyla verilerin kullanılmasıyla da mümkündür. Bu tür durumlarla karşılaşıldığı takdirde mağdur edilmeden önce ilk olarak verilerin gerçek olup olmadığı araştırılmalı ve maddi menfaat taleplerine karşı temkinli olunmalıdır. Özellikle kişisel verilerin ve iletişim bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasında, kurumsal yapılarda ödeme ve talimat süreçlerine ilişkin çift aşamalı doğrulama mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir.
Deepfake teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetlerinin artış gösterdiği; bu nedenle bireylerin daha dikkatli hareket etmelerinin zorunlu hale geldiği değerlendirilmektedir. Şüpheli durumlarla karşılaşılması halinde uzman görüşü alınması ve tarafımıza ulaşılarak hukuki destek alınması önerilmektedir.
Bilişim Hukuku Avukatımıza Sorularınızı Bekliyoruz.
* İletişim kurmak amacıyla istediğimiz iletişim bilgileriniz kesinlikle üçüncü şahıslarla paylaşılmayacaktır. Ayrıca Avukatlık Kanunu ve TBB Meslek Kuralları gereği sorularınız gizli kalacaktır.
